Çağlar üstü mutlak fikir'e doğru..
Hakkımızda



GÖLGE

-Kesiksiz Oluş Teşkilâtlanması-

İşgalciye karşı “can pahası kan pahası” savaşan Müslüman Anadolu halkı Kurtuluş Savaşı sonrası, “yabancılaşmış adamlar”ın mârifetiyle ruh kökünden kopartılıp, “Devrim” adı verilen şenîa ile halka, topraklarından kovduğu işgalcinin maddî ve mânevî elbisesi zorla giydirildi. Estirilen “devrim” fırtınasıyla irfan ve hikmet tarlası Anadolu kavruldu, kurudu. İşte bu çorak iklimde bir ses, “Durun kalabalıklar, bu cadde çıkmaz sokak!” diye haykırdı!..

Sesin sahibi, Esseyid Abdülhakîm Arvâsî Hazretleri’ne intisabıyla “Yekpare bir inanış, görüş ve ölçülendiriş manzumesi”nin kavgasına giren Üstad Necip Fazıl Kısakürek’ti. 1943 senesinde “Büyük Doğu” dergisini çıkartan Üstad, tam 40 yıl hem “İslâm’a dıştan saldıranlarla” hem de “İslâm’ı içten pörsütenlerle” mücadele etti.

Verilen mücadelenin neticesinde “küfür buz dağını yepyeni bir nefes; ve İslâmdan gayrı tek hüviyeti olmaksızın dünya çapında bir (ideoloji) havasiyle hohlaya hohlaya eriten «Büyük Doğu», nihayet, dâva arsasını çamur deryasının kapladığına ve her şeyi dibe çekici bir bataklık ikliminin doğduğuna şahit olmuştur.”

Üstad bu çamur deryasında, “İşte bütün meselem, her meselenin başı, / Ben bir genç arıyorum, gençlikle köprübaşı!” dediği Genç’i gözler.

Yıl 1975…

Üstad’ın “küfür kilerinden ekmek yemektense İslâm çilehanesinde aç kalmayı tercih” ederek yetiştirip eline kalem verdikleri her yerde aleyhine propaganda yaptığı ihanet ortamında, “«Dava çilekeşinin» Hamurkârlığını yaptığı gençliğe «nerdesin?» cevabıyla değil; «murad edilenin GÖLGE’si kabul edilebilirsek burdayız, hedefimiz ASLI gibi olmaktır.» demek niyetiyle çıktık.” diyen Salih Mirzabeyoğlu bütün hasis hesapları yerle bir eder. Üstad’ın, “Ey genç adam, yolumu adım adım bilirsin! / Erken gel, beni evde bulamayabilirsin!” çağrısının yankısı olur Gölge!

“Büyük Doğu mücadelesi ve onun yumuşattığı iklim” sayesinde yayımlanan dergilerden çok farklıdır Gölge Dergisi; “İlk ihtilâlci çığlıktır!..”

Yıllar sonra verdiği bir mülâkatta Mütefekkir Salih Mirzabeyoğlu Gölge Dergisi hakkında şunları söyleyecektir: “... müslümanların önünde bir korkuluk gibi duran “Menemen” hatırasını bir tekmede deviren şanlı GÖLGE… Sene 1975… Benim yaşımda olup da, 1968’den başlayıp 12 Mart 1972’ye kadar meydan yerinde İslâmcı kesimin tozunu bile görmemiş gençler, bu dönem içinde madde ve mânâda pişip 1975’de patlayan GÖLGE’nin mânâsını herkesten iyi bilenlerdir… GÖLGE, İslâmcı gençliğin ezik, silik, pasif ve şu veya bu gruba hareketlilerini kaptıran bünyesini silkelemiş, “Akıncı”nın hem isim ve hem de mânâ babasıdır…”

Gölge, alelâde cam parçalarının elmas olduğu iddiasıyla Müslümanlara yutturulmaya, komünist faaliyetlere karşı mevcut rejimin payandası hâline dönüştürülmeye ve en küçük aksiyon isteğinin “güçlenmeliyiz, büyümeliyiz yoksa sonumuz Menemen gibi olur” diye pörsütülmeye çalışıldığı dönemde AKINCI ruhu ile ortaya çıkmış bir dergidir.

İlk sayıdan itibaren yerleştirilmeye çalışılan “Akıncılar” ibaresiyle, Asl’ın (Büyük Doğu) Gölgesi’nin içtimâî meydan kavgasında teşkilâtlanma yolu da hedefleniyordu.

Birinci nüshasının kapağına yerleştirdiği "Çağlar Üstü Mutlak Fikir" yazısı bir spot değil, Varlık Hikmeti olarak görülüp ciltler dolusu kitaplarla detaylandırılacak ve "İSLÂM'A MUHATAP ANLAYIŞ DAVASI" kavramı içerisinde FİKRÎ KAVGASI verilecek "İslâm'ın emir subaylığı" yani Büyük Doğu İdeolocyasının hayata geçirilmesinin de işaretiydi; Asl'ın yanında Gölge!

"İslâma Muhatab Anlayış Davası", sadece "isimlendirme" olarak bile bir "edeb"tir; “yaptığım, söylediğim söz ve işlerde bir hata var ise bu İslâm'ın değil benim anlayışımın hatasıdır”, demektir. Bir kavram olarak ise bu edebin üzerinde yükselen İslâm’ın Hicri 15. Asra hâkim kılınma mücadelesidir; bu mücadelenin Fikrî Yapısını kurmadır!

Ve bu uğurda “Büyük Doğu Devleti kurmak davranışı” suçuyla hakkında dava açılan ilk kişi de Mütefekkir Mirzabeyoğlu’dur.

Gölge; Moro, Zengibar, Eritre gibi Türkiye’deki İslâmcı camianın -hâlen öyle!- gündeminde olmayan “Dünya Akıncıları”yla, o dönemin şartlarında irtibata geçmeyi başarmış ve onlardan gelen haberleri yayımlayarak mücadelenin geniş dairede olması gerektiğini göstermiştir.

Ağızdan ağıza dolaşan, binlerce kişinin ezberlediği ve onlarca taklidi yapılan Mütefekkir Salih Mirzabeyoğlu’nun “Aydınlık Savaşçıları -Moro Destanı-” eserinin tohumları da Gölge’de atılmıştır.

1975-77 yılları arasında 11 nüsha yayımlanan Gölge, 1978 senesinin Nisan’ında “Yeni Gölge” adıyla tekrar çıkar. Yayımlanan 3 nüshanın ardından Gölge; Akıncı Güç, Üstad’ın Raporu’nda “Yeni Dostlar” ve İbda olarak yürüyüşünü sürdürüyor.

Gölge, İbda’laştığı bu ismi alem olarak benimsediği anda “duraksız, kesiksiz bir oluş” ilkesi üzere, hiçbir zaman mevcut ile tatmin olmayacak, her daim bir adım bir adım, bir adım daha -ferdî ve içtimâî- tekâmül sınırlarını zorlayacaktır.

Bu gözle bakıldığında Gölge, Tek’tir ve bu anlamda da 'Yapayalnız’dır!

“İnsan, yalnız doğar, yalnız yaşar, yalnız ölür” denilmiş; Gölge, Fikir ve Fikrin Teşkilâtlanması bahsi içinde -yukarıdaki “Tek”liği de, kuru övgü dışında böyle anlamak gerek- bunu zirve halinde göstermiş TEK “yayın”dır.



kitap al
büyü yapmak